Yazan: Murat YÜCEL – irthaber.com Köşe Yazısı
Türkiye yine yanıyor. Eskişehir’in o güzelim yeşil tepeleri, artık simsiyah bir suskunluğun içinde… Alevlerin arasından yükselen sadece duman değil, çaresizliğimizin çığlığıydı.
Yanan sadece ağaç değildi. O ağaçta yaşayan kuşlar, o toprağın altındaki solucanlar, arılar, sincaplar, geyikler... Binlerce canlı o alevlerde can verdi. Kimisi kaçamadı, kimisi korkudan olduğu yere çöktü. Bir orman gitti. Bir yaşam öldü. Ve biz hâlâ “neden?” diye sormaktan korkuyoruz.
Yangın Söndü Mü? Hayır, Vicdanlarda Hâlâ Yanıyor!
Eskişehir’de 11 orman işçisinin şehit düştüğü yangın, bu toprakların hafızasına kazınan yeni bir yara oldu. Bir baba evine dönemeyecek. Bir çocuk artık babasız büyüyecek. Oysa biz bu yangınları “her yaz olan şeyler” gibi geçiştirmeye alıştık.
Her yıl aynı cümleler:
“Rüzgar çok sertti…”
“Sıcaklık mevsim normallerinin üzerindeydi…”
“Yangının çıkış nedeni araştırılıyor…”
Ama neden hiç şu cümleyi duymuyoruz:
“Tedbirleri almadığımız için, ormanlarımızı koruyamadığımız için biz suçluyuz.”
İhmal, Kasıttan Daha Ağırdır Bazen
Her yaz yangınlarla boğuşan bir ülkede hâlâ yeterli hava filosu olmayan, hâlâ erken uyarı sistemlerini ihmal eden bir yönetime ne diyelim?
Yangınlar büyüdükçe sadece orman değil, devletin sorumluluğu, toplumun duyarlılığı da küle dönüyor. Orman köylüsü yalnız. Orman işçisi sahipsiz. İtfaiyeci yorgun. Vatandaş öfkeli.
Ve biz hâlâ yangını konuşurken, önlem almayı konuşmuyoruz.
Ağaçlar Yanıyor, Ama Biz Bunu Hâlâ "Doğal Afet" Sayıyoruz
Hayır, bu doğal bir afet değil. Bu bir insan eliyle gelen felaket. Bazen ihmalle, bazen rantla, bazen kasıtla… Ama sonucu hep aynı:
Binlerce hektarlık orman yok oluyor, gelecek nesillerin nefesi tükeniyor.
Bu ülkede bir ağacın yanmasını gerçekten dert edinen kaç insan kaldı?
Çevre haberlerine değil, transfer haberlerine odaklanan ekranlar, spikerler, yazarlar, influencerlar…
Sahi, hiç düşündünüz mü: Bir futbolcu transferi kadar konuşulmuyor orman yangınları.
Çünkü bir ağacın “reklam değeri” yok.
Ağaçlar Sessiz Yanar, Ama Bizim Susmamamız Gerek
Bu yazı bir öfke yazısıdır. Ama aynı zamanda bir yas, bir özür, bir çağrıdır.
Eskişehir’de yanan ormana,
Antalya’da yok olan yaban hayatına,
Çanakkale’de küle dönen tarım alanlarına,
Muğla’da yok olan köylere bir sözümüz olmalı.
"Bir daha asla."
Bu cümle sadece yangın bittikten sonra söylenip unutulan bir laf olmamalı. Bu bir görev, bir sorumluluk, bir şeref meselesi olmalı artık.
Doğaya İhanet Eden, Geleceğe İhanet Eder
Toprağına ihanet eden bir millet, kendi çocuklarının geleceğini de yakar.
Ağaçsız bir memleket, nefessiz bir vatandır.
O yüzden ormanları korumak; sadece çevrecilik değil, vatanseverliktir.
Ve unutmayalım:
Ateş düştüğü yeri yakmaz sadece.
Eğer gerçekten hissediyorsak, bizi de yakmalı.







