Türkiye’de asgari ücret, memur ve emekli maaşları enflasyon karşısında erirken, doğalgaz zamları milyonlarca aileyi ısınma ve geçim sorunlarıyla baş başa bırakıyor. Geçim sıkıntısı derinleşiyor, adalet çağrısı yükseliyor.
Her sabah kalktığında cebindeki paranın değerini bir kez daha sorgulayan milyonlarca insan var Türkiye’de. Asgari ücretle çalışan işçi, emekli maaşıyla yetinmeye çalışan anne-baba, memur… Her biri, artan zamların altında eziliyor. Zamlar geliyor; ama maaşlar, hayallerin gerisinde kalıyor.
Doğalgaza gelen fahiş zamlar ise buz gibi kış günlerinde evlerin sıcaklığını söndürüyor. “Evimizi nasıl ısıtacağız?” sorusu, artık lüks değil, bir hayatta kalma mücadelesi haline geldi. Faturalar yükseliyor, umutlar azalıyor.
Bu sadece bir ekonomik kriz değil; bu bir insanlık krizi. Çünkü her zam haberi, ekmekten, sudan, ısınmaktan kısmak zorunda kalan ailelerin yüreğini parçalıyor. Çocuklarına sıcak yemek vermek için mücadele eden annelerin sessiz çığlığıdır bu.
Yalnız değilsiniz. Sizin sesiniz, bu ülkenin geleceğini değiştirecek. Fakat sessiz kaldıkça, sorunlar derinleşiyor, adaletin kıymeti azalıyor. Her bireyin onurlu bir yaşam hakkı var ve bu hak gasp edilemez.
Bugün gerçek gündemi konuşmazsak, yarın daha karanlık olur. Geçim derdi sadece cebimizi değil, ruhumuzu da tüketiyor. Ve bu yükü kaldırmak için artık “yeter” demek zamanı geldi.
Adaletli bir ücret, insanca bir yaşam ve temel ihtiyaçlarda erişilebilirlik istiyoruz. Çünkü hiçbir zam, insan onurundan daha ağır değildir.







