Ülkece ne zaman başımızı kaldırıp etrafa bakmak istesek, karşımıza yine aynı kelimeler çıkıyor: CHP, belediyeler, gözaltılar, rüşvet iddiaları, yolsuzluk operasyonları…
Evet, son günlerde peş peşe gelen operasyon haberleriyle sarsıldık. Önce Adana, sonra Adıyaman ve Antalya belediye başkanlarının gözaltına alındığını öğrendik.
Bir gazeteci olarak şunu açıkça söylemeliyim: Devletin hiçbir kurumu delil olmadan bir operasyon yapmaz. Bu bir iddia değil, anayasal bir güvence, sistemin temel taşıdır.
Ama işin başka bir boyutu da var.
Devlet, yargı gücünü kullanırken sadece belirli bir siyasi çizgiye değil, her türlü suça aynı kararlılıkla yaklaşmalı.
Sormak istiyorum:
Diğer parti belediyelerinde hiç mi şaibe yok?
Hiç mi yolsuzluk, usulsüz ihale, görevi kötüye kullanma yok?
O zaman adalet tek yönlü işliyor gibi bir izlenim doğuyor.
İşte bu halkta öfke yaratıyor.
**
Bugün geldiğimiz noktada, hukukun üstünlüğünü ve bağımsız yargıyı savunmak herkesin görevi. Ancak CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in savcılara yönelik tehditvari açıklamalarını da kabul etmek mümkün değil.
Bir kamu personeline yönelik, "hesap vereceksiniz" gibi söylemler; ne demokrasiye, ne de devlete yakışır.
Bakın, eğer ortada bir suç varsa, savcılar gereğini yapar.
Devlet adına dava açar, mahkemeler karar verir.
Ama bu gündemin gölgesinde daha vahim bir şey oluyor.
**
Ekonomideki yangını artık kimse konuşmuyor!
Bakın size bir tablo çizeyim:
Akaryakıta neredeyse her hafta zam
Kira artış oranları kontrolden çıktı
Marketteki ürünlerin fiyatı her gün değişiyor
Peki biz ne konuşuyoruz?
Yok delege satın alınmış, yok ihaleye fesat karıştırılmış, yok belediye yolsuzlukları…
İçimiz dışımız CHP oldu!
Ben ekonomist değilim ama sokaktaki her vatandaş gibi görüyorum:
Memur, işçi, emekli eridi gitti.
İnsanlar kredi kartıyla ay sonunu zor getiriyor.
**
Bu satırları hem bir vatandaş olarak, hem bir basın mensubu olarak, hem de artık susmak istemeyen biri olarak yazıyorum.
Suçlu varsa, elbette cezasını çeksin.
Savcılar görevini yapsın.
Ama adalet herkes için aynı şekilde işlesin!
Ve artık bu ekonomik kriz de konuşulsun!
Çünkü bu halk sadece siyasetle değil, ekmekle, faturayla, kirasıyla da sınanıyor.
Gelin bu ülkenin gerçek sorunlarına artık kulak verelim…







